Joey Badass – Death of YOLO / Right On Time

Etrafta çok fazla yeni isim duyunca ister istemez onları dinlemeye karşı bir direnç oluşuyor. Yeniliğe değil de daha çok boşa vakit kaybetmeme isteği ile geri duruyorum biraz yeni isimlerden. En azından biraz pişip kendilerini kanıtlayana kadar, böylece medya tarafından gözümüze sokulan boş isimlerden de kurtulmuş oluyorum. Yinede Joey’i tanımakta geç kalmış olabilirim, gerçi şu an 19 yaşında olan birisi için nasıl geç kalmış olabilirsiniz ki? 1999 mixtape ini kaçırsam da kendisini Summer Knights ile yakaladım. Mikrofon başına geçtimi en az 10 yıl yaşlanan Badass’in son mixtape’inden tek parça paylaşmak içime sinmedi, bünye o derece özlemiş iyi New York rapini.

Tamamını Okuyun

Kooley High – All Day

İlk kez ‘Big Headed‘ ile tanıştığım bir grup olan Kooley High’ı, ‘takibe alayım daha sonra dinlerim’ dedikten sonra tamamen unutmuştum. ‘Big Headed‘ kliplerinin canlılığı ve Koca Kafa konsepti çok hoşuma gitmişti. Parçayı bir kaç kez dikkatli dinleyince ise hanelerinden bir kaç puan daha eksildi. Çünkü parça çok karışık, lirikleri etkili değildi. Oluşumun kendine has tarzında ilerleyen işler birbiri ardına yayınlanınca, ilerlemeyi daha keskin şekilde görmek mümkün oluyor. ‘All Day’de bu ilerleyen basamakların sonuncusu diyebiliriz.

Tamamını Okuyun

Murder to Excellence

Samanlıkta iğne aramanın somut bir örneği olarak sample aramak gayet zor bir fiil. Onlarca parça dinleyip saatlerini boşa harcayarak istenilen tınıyı bulmak için oynanan büyük bir kumar. Durum böyleyken, Swizz Beats işi daha da ileriye götürüyor. Genellikle sample lar 70ler ve 80lerden gelir, kaliteli sesler bulmak bu kadar zorken, yıllar öncesinden örnekler karıştırabilmek için büyük bir arşivinizin olması gerekir. Ülkemizde bu arşiv büyük olsa da ulaşılabilirlik açısından hala Akmar Pasajı aşamasındayız. Amerika tabiî ki müzik arşivinde uçsuz bucaksız kütüphanelere sahip, en küçük kasabasında bile kasalarca plak bulabiliyorsunuz. Duvarların, hatta yerlerin plakları kaplı olduğu birçok arşiv noktası mevcut. Bir kütüphaneye gidip ders çalışır gibi burada sabahtan akşama sample çalışabilirsiniz. Swizz Beats’te her ne kadar kendi stiline ters olsa da bu devasa arşivden üst düzey şekilde yararlanmayı başarıyor, bulunması imkansız bir sample bulup, efsane albümdeki en uzun şarkıyı hazırlıyor: Murder to Excellence.

Tamamını Okuyun

HS87 – Grindin’ My Whole Life

“Bizim X varya, onu acayip şekilde bir repçiye benzetiyorum ya… Neydi adı…uzun saçlı bir eleman…Snoop’la falan klibi var…” dedi geçen gün arkadaşlardan biri. Birkaç isim saydım hemen ama yok onlar değil dedi, bulamadık bir türlü o ‘repçinin’ kim olduğunu. Bu arada kendi kendime, ‘ne kadar az uzun saçlı rapper var la’ diyiverdim. Yani bir metal rock grubu ortalaması beklemiyorum tabi ama yinede çok az isim var, imajını bu şekilde konumlandıran. Bir zamanlar bak bak bitmeyen saçlarıyla Busta Rhymes vardı ki, o bile yaşlanınca kesti attı saçlarını, yinede yeni nesil tarz açısından biraz farklı. Tarz olarak çok şaşalı olmadan sokaktan gelme doğal halleini korumayı seçiyorlar. HS87 oluşumunun toplama parçasını dinlerken, sahneye ilk çıkan N.No’nun saçları görünce, aklıma yukarıdaki muhabbet geldi, parça bir şekilde sarınca sonuna kadar dinledim. Uzun saçın hakkını verdi parça: Grindin’ My Whole Life.

Tamamını Okuyun

Wrekonize – Typical

Yaptığı iş her ne olursa olsun, belirli kalıpları taklit etmeyen, o işe girişmeden önce ne yapmak istediğini düşünen, kararlaştıran isimler; hep farklı ve başarılı bir noktada konumlanmışlardır. Bu isimlerden biri de şüphesiz Strange Music oluşumu. Uzun süre kendi istedikleri yolda, istedikleri gibi müzik yapan topluluk, tarzları belirli bir olgunluğa ulaşınca büyük kitleler tarafından benimsendiler. Özellikle son 3-4 yıldır işlerinin kaymağını usta hamlelerle yiyorlar. Böyle oluşumların en kritik ve takdir edilesi yönleri; sadece grubun başındaki büyük isimler değil, en az aktif olan veya görünen isimlerin bile, belirli fikirleri benimsemiş olması. En tepeden en aşağıdaki elemana kadar fikir ve kalite skalasının yüksek tutulması bir alışkanlık halini alıyor. Strange Music’in kalelerinden Mayday de işte böyle bir konumda yer alıyor.

Tamamını Okuyun

Iamsu! Feat. P-Lo – HBKJoe Beat

The HBK oluşumunun adı bir yazımda kısaca geçmişti, şimdi konuyu biraz daha açabiliriz. Öncelikle klip bizi, “bisiklet direksiyonuna binerek yolculuk yapma” nın sadece bize özgü olmadığını göstererek rahatlatıyor. Yılın 366 günü güneşli olan Kaliforniya’da güneşin ısıttığı ara sokaklarda çekilen hoş, mütevazi görseller süslüyor parçamızı. Şarkının ismi üzerinde pek düşündüklerini sanmıyorum, daha doğrusu işin hiçbir evresinde çok fazla düşündüklerini sanmıyorum. Garip olan ise ortaya vasatın üzerinde bir iş çıkmış olması, klibi ise çok iyi seviyesinde: ‘HBKJoe Beat’.

Tamamını Okuyun

Nefret – İntihar

Kişisel olarak çok fazla kafa yorduğum ve sevdiğim bir konuda yeni bir kategori açmak istedim: Bahsettiğimiz müzik türünün her noktasında karşımıza çıkan ‘sample’ olayı hakkında. Teknik terim olarak örneklemek diyebileceğimiz bu eylem, naftalin kokulu nice plakları tekrar bir başyapıta dönüştürmüştür. Bu konunun ilk yazısı olarak, ilk dinlediğim andan itibaren beni çok etkileyen, artık eski okul diyebileceğimiz Türkçe rap yıllarında yapılan en iyi işlerden olan, efsane grubun parçasını işlemek istedim.

Tamamını Okuyun

Mike-Dash-E – You Got It

Ülkemizde icra edilen rap kültüründe sıkça üretilen ve tartışmalara konu olan aşk şarkıları genelde , ‘aşkım seni çok seviyordum, neden bana varmadın, beni aldattın naled olsun böyle aşka’, şeklinde ilerlerken, doğal olarak basit ve kalitesiz işler sıkça türemekte. Mevcut dinleyici kitlesi gerekli noktaları, çok acımasız olmakla birlikte, zaten eleştiriyor. Bu tür şarkılar, her türlü konunun anlatıldığı bir müzik türünde tabi ki olacaktır. Fakat tüm işler gibi belirli bir kalitede olması gerekiyor. Yurt dışında, bolca kötüsü de yapılan bu tarz işlerin nasıl daha farklı ve kaliteli yapılacağına dair bir örnek teşkil ediyor Mike-Dash-E , You Got It ile.

Tamamını Okuyun

Pharrell – Frontin’

Kardeş Payı dizisinde Şerif amca karakteri ilk repliğinde şu soruyu soruyordu, “Bir insan hayatı yaşayamadığını 87 yaşında anlar mı lan?”, bende şimdi Pharrell’a haddim olmayarak sormak istiyorum: “Bir insan 40 yaşından sonra solo kariyeri yapar mı lan?”. Müzik kariyerine başladıktan kısa bir süre sonra çalıştığı isimler arasına, Kelis’ler, Justin Timberlake’ler, Britney Spears’lar, Nelly’ler, Snoop Dogg’lar, Jay-Z’ler.. kısacası bir müzisyenin iştahını kabartan isimleri eklemişken, aslında çok da arka planda durmadan, kliplerde, tvlerde yer almışken, bu kadar yetenekli bir adam neden tek başına ünlü olmak için 2013 yılını bekler? En azından, videoyu ilk izlediğimde Pharrell’ın çok iyi olduğu konusunda fikirlerim aynıymış ki bunca yıl geçmesine rağmen en iyi şarkılarından biri diye aklımda kalmış: Frontin’.

Tamamını Okuyun

Yelawolf – Radioactive

Müzik endüstrisi, güzeli gencuse sever, toplumun aksak yanlarını tavla oynarken tekerleme ile açık eden toplumumuz gibi, dikkat kesilirsek bunu görebiliriz. Tabi bu seçimi bazı noktalarda hor görmeyebiliriz, genç insanların her işte olduğu gibi müziğe de daha sıkı sarılmaları, içten olmaları vs. fakat bir yatırım olarak işletmenin uzun sürme olasılığı için 20li yaşların başından, sevilen bir şarkıcının aşkı, 40ına kadar sürebilir, esas neden de budur sanırım. Hal böyleyken, varoş bir mahalledeki okula yazılmasıyla Rap’le tanışan, uzun süre müziğini duyurmaya çalışan, 30lu yaşlarına adım atmış olmasına rağmen solo albümü bulunmayan Yelawolf’un, efsane bir endüstri üyesinden çıkan ilk albümüne değineceğim bugün: Radioactive.

Tamamını Okuyun