Jay-Z & Kanye West – Watch the Throne

Tam da 2000’de çıkan Jay-Z’nin beşinci albümü,  The Dynasty: Roc La Familia ‘nın ortalarına doğru ilerlediğimizde , “This Can’t Be Life” isminde, tınılarından soul müzik akan, titizlikle işlenmiş sample barındıran bir şarkıya rastlıyoruz. Prodüktör koltuğuna baktığımızda, yirmili yaşlarının başında olan, Jay-Z nin ilk defa çalıştığı genç bir isim görüyoruz: Kanye West. Bu ikili İlerleyen yıllarda da aynı rollerle bir çok kez efsane işlere imza atıyor. Fakat 2010’da ikiliden beraber yapacakları bir EP haberi geliyor, yıl bitmeden ise projenin bir albüme dönüştüğünü öğreniyoruz. 2011 baharında “H.A.M” in yayınlanmasıyla birlikte, Rap dünyasının ihtiyacı olan, efsane albümlerden biri daha müjdeleniyor.

watch the throne

What’s a mob to a king? What’s a king to a God?

2000’den sonra çıkan tüm Jay-Z albümlerinde, Kanye’nin izini görüyoruz, Izzo, Bonnie&Clyde, Lucifer gibi tadından yenmeyecek işler üretmeye devam ediyorlar. Bu arada Kanye sadece MPC ile harikalar yaratmadığını, mikrofon başına geçerek gösteriyor.2000’nin ilk onluğunu devirmeye yaklaşırken artık bir rap efsanesi olan Jay-Z ile, müzik dahisi olan Kanye West’in müzikal olarak ulaşamadıkları başarılar var demenin tek yolunun, yeni grammy ler icat etmek olduğu düşünülüyor. Derken ikilinin aklına herkesin aklındaki soru geliyor: “Neden beraber bir albüm yapmıyoruz?”

My Beautiful Dark Twisted Fantasy albümünü yaparken, Kanye çalışacağı herkesi, tüm kayıtları yaptığı Havaii’de misafir etmişti, bu albüm için ise ikilinin çalıştığı yerler Fransa’dan Wiltshire’a ve tabiî ki New York’a kadar uzanıyor. Prodüktör yelpazesi gayet geniş tutulmuş (Kanye’nin bencillik yapmadığını görebliyoruz) 88-Keys, The Neptunes, Q-Tip, RZA, Swizz Beatz, Mike Dean gibi ağır isimlerin yanında SouthSide, HitBoy gibi genç yeteneklerde sahne almış. Özellikle HitBoy bu albümden sonra Grammy’e uzanan inanılmaz bir yükselişe geçiyor. Ayrıca No I.D.’ninde albüm büyük katkısı olduğunu hatırlatalım. İsmi içeriğiyle gayet uyumlu olan çalışmanın kapağı da sanatçıların elinden çıkmş, konsept olarak çıktıktan sonra uzun süre rap müzik ortamını domine ettiğini söyleyebiliriz, ekseriyetle  “throne” olayı tüm mixtape lerde görünmeye başlanmıştı.

En son kaydedilen parça olmasına rağmen, aşbüm “No Church In The Wild” ile açılıyor. Klibi de yayınlanan parçada Frank Ocean yeni yetenek olarak karşımıza çıkarken, The Dream de ufak bir rol alıyor. 88 Keys’in karanlık davullarını tablolardan,filozoflardan,dilemmalardan bahseden, iz bırakan lirikler izliyor. Kanye’nin “Coke on her black skin/Made a stripe like a zebra/I call thaht jungle fever” satırları akılda kalıyor. “Lift Off” da Bruno Mars’ın geç kalması sebebiyle Beyonce güzel bir nakarat dinletiyor.

“Niggas in Paris” gibi bir şarkı için yeni bir paragraf yapmak gerekir. HitBoy, Pusha T bu altyapıyı reddettikten sonra silmediğine deliler gibi sevinmiştir eminim. Neden kullandıkları bilinmeyen ama filmi 10 kat daha ünlü yapan şarkının başındaki replik “Blades of Glory” filminden. Alışılmadık seslerle donatılmış altyapı, alışılmadık liriklerle ilerliyor. Kanye’nin tembellik yapıp sonundaki ‘z’ harfini söylemediği ‘that shit cray’ uzun süre tüm sosyal ağlarda popüler oldu. Adından anlaşılacağı gibi Paris’te kaydedilen parça, ikilinin WTT turnesinde üst üste 11 kez söylenmesiyle önemli bir rekora da sahip. Defalarca yerli yabancı sahneleri izledim fakat böyle bir fikir görmedim duymadım. En fazla sanatçının çok hit bir parçası iki defa falan söylenir fakat bu acayip adamlar sırayla aynı verse leri defalarca söylüyorlar. Olayı daha da ilginçleştiren ise Jay-Z şarkıyı 9. Kez başlattığında konserdeki herkes sanki ilk defa söylüyorlarmış gibi coşkuyla eşlik ediyor. Bu adamların neden bu kadar büyük olduklarının gayet açık bir cevabı bu bence. Ayrıca ikili şarkıyı anavatanında, bir Victoria Secret defilesinde de seslendirmekten geri kalmıyor. Herkesin kariyerinde olması için iyi bir çocuk olmayı kabul edeceği türden bir şarkı “Niggas in Paris”.

(Ball so hard) That shit cray, ain’t it Jay? What she order, fish filet?

Albümün ilk teklisi olan “Otis”  Kanye’nin klasik sample işleyişiyle ünleniyor, Jay-Z nin Castro ile cubana purosu içmeyi hayal ettiği parçanın klibinde Aziz Ensari de görünüyor. “Gotta Have It” de ikilinin flow uyumları James Brown sample ında harika duruyor, “racks on racks on racks” olarak İngilizceye kazandırdıkları kelimer de bu parçada. RZA’nın harikalar yarattığı bir alt yapı, rapper ların oyunu bırakıp, doğmamış çocuklarına ciddi ve içten itiraflarda bulunduğu kusursuz bir şarkı “New Day” . Groove havasıyla bezenmiş “Thats My Bitch” nakaratıyla farklı bir tat bırakıyor. “Welcome to the Jungle” Blueprint işlerini andırıyor zaten Kanye kısa ve öz yer alıyor. Jay-Z nin kendini tutamayıp harika bir verse kaydettiği parçalardan oluyor “Who Gon Stop Me”. ‘Murder to Excellence‘ de ‘Swizz bulunması nerdeyse imkansız bir sample bulup albümün en iyi beat lerinden birine imza atıyor, ikili yine ciddileşerek harika lirikler çıkarıyor, tekrar tekrar dinledikten sonra bile altyapı da tek bir çizik bile yok resmen. “Made in America” yine Frank Ocean eşlik ediyor, lirikler fame öncesi hayatlarında önemli noktalara değiniyor. Nadir genç yeteneklerden olan SouthSide’ın altyapısı üzerine başarılı bir kompozisyon inşa ediliyor “Illest Motherfucker Alive” da. Albümün en sevdiğim şarkılardan biri “Why I Love You” , sadece nakaratlarda davul pack lerini kullanarak yine farklı bir işe imza atılıyor. Genel olarak biten dostluklarına ve Jay’in kapanan Roc-A-Fella şirketine değiniliyor, flow uyumları yine üst düzeyde.

See, I just want him to have an easy life
Not like Yeezy life

Kariyerlerinde her şeyi başarmış, ulaşılması zor bir noktaya gelmiş iki kafadardan ne beklenebilirdi ki. Sahip olduklarıyla övünmeler, gösterişler, lüks yaşamlarından sayısız kareler, servet ödenen saatler, arabalar, fashion şovları, Paris’te gezintiler, Elvis’in, Beatles’ın seviyesine çıkmalar, sadece iki kişi olarak, kapalı gişe çıktıkları sayısız stadyum konserleri ve tüm bunları yaparken ortaya efsane bir albüm çıkarmak…

Bu müziğin en büyük isimleri kim, dendiğinde belki cevaplar değişebilir, fakat değişmeyecek tek sonuç WTT’nin 4-5 yılda bir ortaya çıkan, gün ışığı gördüğünde her şeyi değiştirecek kalitede bir albüm olduğu. Rap krallığının tahtını izlerken, bu albümün Jay-Z ve Kanye’nin taç takma töreni olduğunu anlıyoruz.

Tags: , , ,

No comments yet.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.