Bir Klip ile İki Şarkı Vurmak

Hazır kliplerden başlamışken devam edelim dedim. Bu sefer naftalin kokulu bir tarzla karşı karşıyayız. Maddi sorunlardan mı, tercihten mi, yoksa birbirine uyumlu olacak düşüncesinden midir bilinmez, zaman zaman kliplerin iki parçaya bölündüğünü görürüz. Ortak nokta bu iki parçanın eşit olmamasıdır. X şarkısının klibinin bitmesine yakın Y şarkısı çalmaya ve onun için çekilmiş görüntüler gelmeye başlar ekrana. En iyi örneklerinden birini şurada görebileceğimiz durum, her iki şarkıyı da dinleyicilere tanıtmanın yanında bir çok maddi avantaj sağlıyor. Henüz piyasada çok yeni olan Jazz Cartier bağımsız bir müzisyen olarak güzel bir örneğine imza atmış. Garip olan nokta ise ilk parçanın gayet vasat ikinci parçanın tam anlamıyla bir hit olması.

“Seviiim koş az ünlü rapçi buldum!!”. Henüz kariyerinin çok başlarında adamımız Jazz, Şikago’da güzel sanatlar fakültesine girmeye hak kazanınca, “Naapcam ya kimseyi tanımadığım şehirde” diyerek daha sanatçı olmadan artistlik yapıyor ve üniversiteye gitmiyor, Kanada’ya dönerek müzik kariyerine odaklanıyor. Kendisi de Kanadalı zaten, bir önceki yazından devam gibi oldu ama tamamen tesadüf 🙂 . Piyasaya girişini geçen yıl ‘Set Fire’ yapıyor, küvet sahneleri hariç pek ilgimi çeken bir şey olmadı, ardından ‘Switch’ geliyor ve anlıyoruzki, 2 şarkı tek klip stratejisi bir süre devam edecek. ‘Switch’ gayet iyi youtube rakamlarına sahip bu arada. İsmine yıllar once 2011’de karar verdiği ilk mixtape’i ‘Marauding in Paradise’ı geçen Nisan’da yayınlayan sanatçı, bu işleriyle yerel camiada oldukça ses getirmiş, Toronto Raptors maçlarında parçaların çalınmasından, turlarda ünlü sanatçılarla tanışmaya kadar ilerlemiş süreç.

‘Dead Or Alive’ parçasına gelirsek, zira yazının amacı bu idi, klipteki ilk parçayla taban tabana zıt bir iş görüyoruz. Nakaratı büyük bir başarı, nerdeyse tüm işi tek başına yapacak. Verse’ler kısa ve öz tutulmuş, her verse sonundaki skit oyunları işe baya kafa patlattıklarını gösteriyor. Klibin ikinci yarısındaki görseller gerçekten kaliteli, özgün bir yol izlenirken, konuyla alakalı, Jazz’in şehirde dolaştığı, yemek yediği, otelde kaldığı kısacası normal hayatı gösteriliyor. Bunu yaşarken da sözler ile uyumlu olarak sanki Jazz’i birileri takip ediyormuş izlenimi veriyor.

Hello? Is Jazz there?

Görsellerin ne kadar etleyici olabileciğini konuşmuştuk, eğer Jazz’in bu klibi olmasaydı muhtemelen bu güzel parça önüme düşmezdi. Yapılan işin ne kadar üzerine düşülürse, getirisi de o kadar yüksek oluyor şüphesiz.

Tags: , , , ,

No comments yet.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.