Truva Atı

Bir süre önce Türkçe rap piyasasında bir görüş belirmişti, aslında Amerika’da yıllardır uygulanan bir metodun teori hali. Özeti şu idi, yeraltında kendi tarzıyla sevdiği işler yapan sanatçının, düzgün bir pazarlama yöntemiyle kitlelere yedirilebileceği, iyi bir kar oranı sağlanabileceği düşünülür. Sonuç olarak sanatçıya hayatında bir arada görmediği bir meblağ ile anlaşma imzalanır. Bu noktadan sonra işler değişir; zaman içinde üretilen müzik tarzı, pahalı stüdyolara, ünlü ses mühendislerine karşın sanatçının hiç gitmek istemediği, aşina olmadığı bir yolda ilerler. Bunun nedeni ise ortaya çıkan işin satılmaya çalışıldığı market ile sanatçının yapmak istediği müzik türünün ortak paydada buluşmaması. En başta bahsettiğim görüş, bu olaya şöyle yaklaşıyor: Öncelikle popüler kültürün istediği işleri yapalım, daha sonra paraya, dolayısıyla ekonomik özgürlüğe sahip olduğumuzda kendi istediğimiz içerikte müzik üretmeye başlarız. Bu fikri irdelerken son dönemin en iyi albümlerinden birine bakalım: 2014 Forest Hills Drive.

J.Cole’un biyografisi pek ilgi çekici değil aslında, varoşlardan değil, orta direk melez bir aileden gelme. Klasik şekilde mixtape ler ile ilerlemeye çalışmış, okulun basketbol takımında ortalama bir oyuncu. Tarzı ilgi çekmeye başladıktan sonra, genç yetenekler kulübüne kısa zamanda adım atıyor. Aslında tip olarak tam endüstrinin istediği bir karakter. Light-skin denilen, siyahilerin yakışıklısına denk gelen bir görünüşe sahip, iyi nakaratlar yapabiliyor ve genç, tam biçilmiş kaftan. Yüklü bir anlaşmaya imza attıktan sonra nitekim beklenen işler geliyor, hatta ilki Nas’ı bile hayal kırıklığına uğratıyor. İlk albümü Cole World:The Sideline Story’den sonra Born Sinner da popülarite dozu biraz daha azaltılıyor. İkinci albümde bazı sorgulamalar içinde olduğu görülebiliyor. Asıl bomba 2014 sonunda geliyor, Kasım ayında Cole, yeni bir albüm yayınlayacağını duyuruyor ve 3 hafta sonra, hiçbir ön çalışma, reklam, promosyon yapılmadan 2014 Forest Hills Drive yayınlanıyor. Albüm ismi J’in çocukluğunu geçirdiği evin adresi, yani diyor ki: Ben özüme dönmek istiyorum kardeş!

Lüks ve şaşa içindeki yaşamı birkaç yıl yaşadıktan sonra, bu kafesten pek hoşlanmadığını, bu Hollywood yaşam biçiminin pek onun tarzı olmadığını fark ediyor. Ayrıca eskiden olduğu gibi istediği müziği yapamadığını, çizgisinin değiştiğini görüyor. Sonuç olarak eski günleri, rap müziğin derinliklerinde zaman geçirdiği, anılar biriktirdiği dönemi özlüyor. Pahalı arabalarını satıp ulaşım aracı olarak bisikletini kullanıyor. Albüm yayınlanmadan önce, adresteki eski evlerini satın alıyor, kendi odasında, her gün dinleyicilerinden bazılarını ağırlıyor, onlara albümü dinletiyor. Albüm yayınlandıktan sonra, sıkıntı çeken ailelerin durumları düzelene kadar evde kalabilecekleri bir proje başlatıyor. Sanki tüm bunlarla Bay Hollywood kefaretini ödüyor.

Türkçe rapte dolaşan düşüncenin farklı versiyonunun Cole tarafından uygulandığını düşünmüyorum. Çünkü hep istediği müziği yapma fırsatı buldu, albümlerindeki parçaların yarısından çoğu kendi çizgisinde ilerliyordu. Fakat yaşam tarzının değişmesiyle artık yazdıklarına sadık kalamadığını, istemediği bir yönde kendiliğinden ilerlediğini fark edince, bir şeyleri değiştirmesi gerektiğini gördü. Önce piyasaya girelim sonra müziğimizi yaparız şeklinde ilerlemedi. Böyle bir ilerleme olacağını pek düşünmüyorum. Bu düşüncenin, istediği tarzın commercial rap olduğunu açıklayamamanın bir sonucu. Oysa piyasada Tepki gibi örnekler varken popüler müzik yapmak istediğinizi açıkça söylemek daha mantıklı, en azından bir kılıf bulmanız gerekmiyor. Sanatçılar hangi yolda ilerlemek istediklerini bildikleri ve kararlı oldukları sürece ortaya samimi işler çıkıyor, aksi takdirde birçok Truva atı surların dışında kalıyor.

Tags: , , ,

No comments yet.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.