Kim Bu Dilated Peoples?

Lisenin başlarındayım, rap hayatımızın içinde değil, hayatımız rap müzik içinde kendine yer buluyor, hiç yadırgamıyor. İçinde 300 parça bulunan ‘karışık mp3 cd’ler havada uçuşuyor, forumlarda sıkı tartışmalar var. Grup olarak bu işi yapan oluşumları daha başka seviyoruz, dinliyoruz, cartel, islamic force, nefret ekolünden gelmeyiz sonuçta. Derken 3 kişilik (grup için optimum sayı), tane tane rap yapan, ritimlerini takip etmek imkansız olan, hiç öle popo, para, beyaz demeden şarkıyı bitiren bir grupla tanışmışız. Yeni bir maden bulunmuş, bol keseden dinliyoruz, adamlar deli New York işi yapıyor derken California’lı çıkmışlar. Günlerce albümleri dönmeye başlıyor, teypte duruyor kafada çalıyor arka arkaya, aynen bu efsanevi parça gibi:

Dilated People tamamen bir 90’lar grubu, 90’larda kurulmuşlar, 20’li yaşlarını 90’larda yaşamışlar ilk ve şuan bulunamayan albümlerini 90’larda yayınlamışlar (çok fazla 90’lar demek). Evidence isminde beyaz bir kafiye canavarı ve Rakaa adındaki afro lirisist doldurur kulakları. Plaklardan kıvılcım çıkartan ise Dj Babu’dur. Turntable sadece altyapıların çaldığı, müzik sağlayıcı değildir, Babu’nun ellerinde bir enstrümandır, şarkı boyunca durmadan çalar enstrümanını. Ayrıca grubun en yaşlı görünenidir hepsi hemen hemen aynı yaşta olmalarına rağmen. Evidence beyaz olduğna dair büyük şüpheler içerir böyle kafiye becerisi ile, Rakaa ise üzerine düşeni mükemmel biçimde yerine getiren tam bir görev adamıdır.

dilated-peoples_huge

Dj Filipino’nun turntablism oluşumunda büyük destekleri olmuştur, bir çok belgeselde boy göstermiş, hemen hemen hiçbir şarkıyı scratch’siz bırakmamıştır. Onun bu altyapıyı sürekli değişken ve hareketli tutma düşüncesi DP kompozisyonunun temelini oluşturur. Canlı performanslarında grubun sadece 2 rapper’dan oluştugu hatasına düşmezsiniz zira sürekli entrümanı ile dürter sizi. DP’nin sample kullanmadığı bir altyapısını bulamazsınız, buna rağmen sürekli benzersiz bir bileşen ile misafir olurlar kulaklara. Bu klip nasıl bir şeydir böyle, bunun yarısı kadar içerik barındıran albümlere yılın en iyisi diyorlar artık:

Grubun ilk albümü ‘Imagery, Battle Hymns & Political Poetry’dir. 1995’te bağımsız bir oluşumken elden dağıtılmıştır, şu anda koleksiyonerler hariç başka bir kimsede bulunmaz. Köklü bir şirkete imza attıktan ve ilk albümden 5 yıl sonra ‘The Platform’ çıkar ortaya. İki albüm arasında neden 5 yıl olduğunu ise grubun bütününe baktığınızda anlayabiliyorsunuz. ‘The Platform’ grubun resmi olarak yeraltından çıkışı diyemeyiz, hiçbir işi için söyleyemeyiz bunu. Dışarıdan ne kadar uğraşsalar da oluşuma popülerizm kancasını takamamışlardır. ‘The Platform’ albümü, zamanındaki pop-gansgta-club rap tarzından tamamen uzaktır, şiddetten, pozitif ayrımcılıktan söz etmez. Grup tamamen saf-bozulmamış, kendi has bir çizgileri olduğunu duyurur. İlk albümde B-Real ile birlikte çalışmakta parlak bir fikirdir. Daha ilk projenin platformlarını çıkamamışken, 1 yıl sonra ‘Expansion Team’ adından bir kroşe gelirki, nakavt habercisidir. ‘Worst Comes to Worst’ yerle bir eder her şeyi. Birkaç yıl sonra ‘çok kral adamlar yaa’ diye tabir edilecek isimler, şimdiden ‘efsane’ denilen isimler herkes vardır bu albümde. Dj Premier’den Black Thought’a, Questlove’dan Da Beatminerz’a kadar, Dilated Peoples’ın esas müzik olduğunu duyan herkes katılmıştır yolculuğa. Kişisel olarak ‘Trade Money‘ favorimdir, yemek yerken bile deli gibi dinleyip, 5 dakikalık uzunlukta diye sevindiğimi hatırlıyorum. Tabi şunu belirtmek gerek bu albümler grubun dinleyici kitlesi için çok normal, hepsi haberdar ve takip ediyor zaten, onlar için dünyanın geri kalanı kadar, olağan dışı bir durum değil. Gelelim ‘bu adamlar iyi sükse yaptı ya biraz para kazanalım’ düşüncelerinin bulunduğu albüme, ‘Neighborhood Watch’. Kanye West’in hala kolejli çocuk konseptinde olduğu, çanta falan taktığı, mc liğini denediği dönemler, ‘This Way’ harikası çıkıyor ortaya. Düşününki Kanye’yi ünlü bir oluşum ile birleştirmek istiyorlar ve bu oluşum DP oluyor. Öyle bir çarpmışlar ki rap sahnesini yıllar sonra, herkes bir parçası olmak istiyor. İlk kez teklileri Amerikan listelerinde yer buluyor. Albümden ‘Who’s Who‘ oyun yapımcılarının dikkatini çekiyor, bakalım siz Kimin Kim olduğunu hatırlayabilecek misiniz. ‘Love & War’ ise albüme imza atıyor diyebiliriz. Albümler arasındaki süreler iyice azalmış derken 2006’da ’20/20′ geliyor, tamamen DP’ye sarıldığım dönemler. Daha Evidence’nin yaptığı kısa introyu yeni geçtik derken ‘Back Again’ geliyor, bu nasıl bir şeydir arkadaş, albüm ilerlemiyor, ilk parçadaki uyuma, scratch lere, ritme, ahenge tutulduk adeta, tekrar da kaldı albüm. Neyse zar zor geçeyim derken ardından ‘You Can’t Hide, You Can’t Run’ çıkıyor. Direk müziği durdurup bankadan bir kasa kiralayıp albümü oraya saklayasınız geliyor. Bahçeye 2 metrelik çukur açıp gömmek istiyorsunuz, jelatinini açtığınız için bin pişmansınız, parasını verip sigorta yaptırmak istiyorsunuz. Bu albümler arasında gezinirken, ne kadar çabuk geçti diyorsunuz, grup resmi olarak 4 albüm yayınlamış ve ne kadar çabuk geçti bugüne geldik. Zaman çok çabuk geçmemiş sadece grup çok az albüm yayınlamış öyle ki son 8 yılda hiç albüm yok. Ancak 2014’te yeni bir şirket ile bir ay kadar sonra yeni albümleri geliyor, geçte olsa.

Burada The Alchemist için bir paragraf açalım (evet ‘Back Again’ klibinde arada çıkıp eşlik eden eleman o), hayır Evindence ile ikiz benzerliğinden bahsetmeyeceğim o ayrı bir yazı konusu. Alchemist her DP albümünde birden fazla altyapı ile katkıda bulunmuş adeta grubun resmi olmayan üyesi gibi, bazı albümlerde DJ Filipino’dan çok altyapısı var. Bu Alchemist’in nasıl müzik kulağına sahip olduğunu gösterir, en başından sonuna kadar bu adamlarla birlikte, çalışan, destekleyen birisi, Eminem ile çalışmış, yıllarca Dj’liğini yapmış birisi ve hala iyi müziği bir av gibi tanıyıp, desteklemeyi bilen birisi. Grubun bana en yakın gelen üyesi Evidence oldu gerek flow tarzı gerekse sözleri, altyapıdan bağımsız olarak eğip bükmesi hep süper gücü olmuştur. İlk solo albümüThe Weatherman LP’ in içerisindeki fotoğrafları çok hoşuma gitmişti, telefon külübesinde 4 mevsim çekmişlerdi. ‘I Still Love You‘ aşırı duygusaldır, ‘Believe in Me’ kişisel favorim, ‘Mr. Slow Flow‘ albümün teklisidir. Evidence bu ses perdesiyle jazz söylese, metal yapsa da dinlerim her türlü öyle bir etki bırakmıştır bende.

Don’t worry if I write checks, I write rhymes
It’s a new year, okay, got shit to confess
Like I ain’t smoke weed no more (what?) but ain’t smokin no less

Dilated People’ın liriklerinden pek bahsetmeyeceğim zira yıllar önce ancak kafiyelerini anlayabiliyorduk, şimdi kurgularından temalarından falan daha öncede anlıyormuşuz gibi bahsetmeyelim. Yıllardır aynı şekilde sadece iyi yönde değişerek, hiphop’ın gerçek ruhunu her zaman yansıtarak, küçük sahnelerde konser vermekten gocunmayarak, interntette hakkında çok az bilgi bulundurarak bile gerçek kalmıştır DP. Bir ekoldür, çizdiği yolu en iyi şekilde temsil eden bir ekol. Bu dolu dolu notaları birkaç jenerasyonun daha hatırlamasını sağlayan, hiphop dinozorlarıdır Dilated Peoples.

Tags: , , , ,

No comments yet.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.