Archive | EskiOkul RSS for this section

Finlandiya’nın Nokia’dan Sonra En Büyük İcadı

Dans etmeyi seven herkes kıyısından köşesinden bilir bu grubu, özellikle break dance olayına bulaşmış olanların, şarkılarının en az birinde head-spin atmışlığı vardır. Avrupa’nın kuzeyinden çıkan bu serbest stil, arkasında Amerikan pazarlaması olmadığı halde kuş gribi kadar hızlı yayılmış, kıtayı etkisi altına almıştı. Teknolojinin en büyük icatlarından pilli teyplerin bataryasını kısa sürede eriten teklileri ise şüphesiz ‘Freestyler ‘idi.

Tamamını Okuyun

Kim Bu Dilated Peoples?

Lisenin başlarındayım, rap hayatımızın içinde değil, hayatımız rap müzik içinde kendine yer buluyor, hiç yadırgamıyor. İçinde 300 parça bulunan ‘karışık mp3 cd’ler havada uçuşuyor, forumlarda sıkı tartışmalar var. Grup olarak bu işi yapan oluşumları daha başka seviyoruz, dinliyoruz, cartel, islamic force, nefret ekolünden gelmeyiz sonuçta. Derken 3 kişilik (grup için optimum sayı), tane tane rap yapan, ritimlerini takip etmek imkansız olan, hiç öle popo, para, beyaz demeden şarkıyı bitiren bir grupla tanışmışız. Yeni bir maden bulunmuş, bol keseden dinliyoruz, adamlar deli New York işi yapıyor derken California’lı çıkmışlar. Günlerce albümleri dönmeye başlıyor, teypte duruyor kafada çalıyor arka arkaya, aynen bu efsanevi parça gibi:

Tamamını Okuyun

Nefret – İntihar

Kişisel olarak çok fazla kafa yorduğum ve sevdiğim bir konuda yeni bir kategori açmak istedim: Bahsettiğimiz müzik türünün her noktasında karşımıza çıkan ‘sample’ olayı hakkında. Teknik terim olarak örneklemek diyebileceğimiz bu eylem, naftalin kokulu nice plakları tekrar bir başyapıta dönüştürmüştür. Bu konunun ilk yazısı olarak, ilk dinlediğim andan itibaren beni çok etkileyen, artık eski okul diyebileceğimiz Türkçe rap yıllarında yapılan en iyi işlerden olan, efsane grubun parçasını işlemek istedim.

Tamamını Okuyun

The Pharcyde – Drop

Rap müziğin son 15 yılında göz önünde olan, popüler isimlerin yayınladığı kliplere baktığımızda, bolca caka satan havalı zengin rapper’lar, başarılı bir estetik operasyonundan yeni çıkmış manken kalçaları, milyonluk arabalar kısacası belirli bir hayat tarzına ait ibareler içerdiğini görmemek pek mümkün değil, özellikle kalça, bacak kısımları sık sık hatırlatılmaya devam ediliyor. 90’lardaki farklılıktan nasibi alan sadece müziğin kendisi, yapılış biçimi, kitlesi veya anlattıkları değil klipleri de olmuştur. Eski klipleri arşınlarken aklıma gelen bir tanesi olduki, ilk izlediğim zamanlarda hiç aklım almamıştı. Şarkının söylenişine, rapper’ların tavırlarına falan odaklanamıyordum çünkü klibin tamamı garipti. The Pharcyde müziğiyle dikkatini çekemedikleri büyük bir kitleye bu kliple kendilerini izlettirmişlerdi. DROP:

Tamamını Okuyun

Mos Def – Travelin Man

Böyle bir blog yazılıyorsa, Mos Def’ten bahsetmemek, müziğinden örnekler vermemek, liriklerinden alıntı yapmamak imkansız bir hal alıyor. Tabiki konu nam-ı değer Yasiin Bey olunca severek yazılıyor. Son olarak, gayet yerinde olan Watch The Throne eleştrisi ile gündeme gelmişti sanatçı. Tabi bizim için, geçen Ekim ayında Türkiye’ye gelmesi daha yakın ve büyük bir olay oldu. Kısa bir süre de olsa izleme şansı bulmuştuk, Grammy sahibi rap sanatçısı ve Hollywood yıldızını.

Tamamını Okuyun

Queen Latifah – Just Another Day

Son on yıldır rap piyasasını domine eden veya bu dönemde en büyük rap sanatçıları kim, dediğimizde aklınıza gelen isimlerin, henüz adları sanları bilinmezken onların dinlediği, konserine gittiği bir isimdir Queen Latifah. O kadar eskidir ve güzeldir yani. Public Enemy, Wu-Tang gibi efsanelerin alt grubu olarak sahneye çıkması bir profil oluşturuyor sanatçı için. Siyah ve beyaz renkleriyle mahallesini anlattığı parça müziğin zamandan bağımsız olduğunu gösteriyor. Queen bu güzide seslerle tam 20 yıl önce bir araya gelmiş.

Tamamını Okuyun

DMX – Ruff Ryders Anthem

Tanımayan, tınısından hatırlamayan yoktur herhalde bu parçayı. Zamanında (1998) her şahinde, yan komşuda, walkman de son ses çalınmıştır kendileri. Adeta testosteron fışkıran bir kliple, zamanın adrenalin bağımlısı motorcu gençlerini bir araya getirmiştir. Bu şarkıyı sevmeyenler bile, böyle bir kliple 5milyonun üzerinde sattığı için saygı duyarlar. DMX’in ilk solosunun son teklisidir Ruff Ryders Anthem, kaliteli altyapısı o zamanlar pek tanınmayan Swizz Beatz tarafından yapılmıştır. Parça bulunduğu zaman diliminin tüm özelliklerini taşıyor, DMX’in yaşamını da özetliyor diyebiliriz. DMX kariyerinin ilk 5 yıllık bölümünde Jay-Z seviyelerine çıkması, Hollywood yıldızlığına uzanması bir efsane geliyor dedirtse de, sürekli yasalarla sorunlu olması başına büyük dertler açmıştır. Hatta şu an DMX hapiste mi serbest mi öğrenebileceğiniz bir site bile var. Tamamen rastgele aklıma gelen bir parçayı hatırlatayım dedim sadece, sonuç olarak Ruff Ryders kesinlikle bir marş olmuştur dillerde.

The Fugees – Ready or Not

90’lar müziğinde yüksek oranda bulunan elementlerden birisi de gruplardı. Blue gibi full paket, 3ü1 arada gruplardan önce, kaliteli işler çıkaran oluşumlar vardı elbet. Grupların en büyük avantajı her üyenin getirdiği farklı bakış açısının, yeteneğin, dünya görüşünün, hatıranın, çıkarılan işe benzersiz bir tat katması. Kuzey Amerika’nın yanında Haiti gibi küçük, yoksul ama özgür coğrafyanın buluştuğu grubun adı da içeriğine yakın bir şekilde İngilizce mülteci kelimesinden geliyor: Fugees.

I want to play with pellet guns from here to Baghdad
Gun blast, think fast, I think I’m hit
My girl pinched my hips to see if I still exist

Tamamını Okuyun

A Tribe Called Quest – Can I Kick It (Lou Reed tribute)

Normalde böyle bir yazı fikrim yoktu fakat;  usta Lou Reed’in diğer tarafa göç etmesi sonucu, saygımızı arz edelim dedim. Lou Reed’i anlatmaya ne zaman, ne de bilgimiz yeter, şuan müzik yapan sanatçılardan, onun etkilemediği isim bulmak çok zordur diye düşünüyorum. Başka bir efsane ise şüphesiz ki  A Tribe Called Quest tir. Öyle eski bir grup ki sanıyorum Türkçe Rap’in ilk icracılarını etkilemiş gruplardandır. ’90 yazını kasıp kavuran, party dj lerinin gizli kozu, radyoların müdavimi meşhur parçalarını yayınladıklarında gizliden Lou ustaya selam çakmışlardı. Parçada, Lou Reed’in kalite kokan “Walk on the Wild Side” şarkısı sample lanmış orataya  şahane bir klasik çıkmıştı. Ayrıca Wackness filminde parçanın çaldığı an, güzel görsellerle süslenmiştir.

Yo..Lou Can We Kick It?

YZ – The Ghetto’s Been Good To Me

Vizyona girdiği ’94 yılında iyi bir film olarak nitelendirilen, yüksek bir hasılat yapan, günümüzde ise gayet abartılı oyunculukları ile bayat gelecek olan Above The Rim’i izlerken -filmi yıllar sonra bulup izlememin nedeni ise başrollerin birinde boy gösteren 2Pac tabi ki-  gençlerin basketbol oynadığı bir sahnenin arka planında hoş bir şarkı çalıyordu. Parça dilime dolanınca film biter bitmez üşenmeyip soundtrack’ini eşelemeye başladım. Uzun listenin sonuna doğru aradığım şarkıyı bulmuştum. YZ’nin yıllardır yaşadığı Ghetto’suna saygı duruşu ortaya harika bir parça çıkarıyordu.

Tamamını Okuyun